ÇANKAYA
Yaşım olmuş elli beş. Gençliğimde küfür ederek kalktığım sıcacık ve yumuşacık yatağımdan dinç bir şekilde uyanıyordum. Saat yedi sularıydı, altı kırk sekiz… Nasıl da seviyorum sabahın ilk ışıklarını izlemeye! Yatağıma veda etmek istemiyorum ama uyuyamıyorum da. Hemen ayağı kalkıp işlerin başına geçmeli. Emel’im her zaman bu saatlerde uyanırdı. Her zaman altı otuz,altı otuz bir,altı otuz […]