
Küçük de olsa beni sevindiren mutluluklar
Mutluluk tam olarak nerededir? Mutluluğun evi neresidir? Nerede yaşar bu mutluluk? Kimimize göre iki sokak arkamızda, kimimize göre uzay boşluğunda olan bu kafa karıştırıcı duyguya sahip olduğunu söyleyen kişi sayısı günümüzde maalesef ki az. Ben de mutluluğun içimde olduğunu düşünenlerdenim. Mutluluk dediğimiz şey “Kaçan kovalanır” misalidir. Siz onun peşinden giderseniz, o seve seve sizin yanınızda olur. Kendi mottolarım sayesinde birkaç alışkanlığımla mutluluğu yakaladım. Siz neden yakalayamayasınız ki?

Hayata gülümse ki o da sana sırt çevirmesin!
Yirmi dört saat boyunca kaç kere gülümsüyorsunuz? On kere, yirmi kere, otuz kere… Hepimize ufak bir şeymiş gibi gelse de mutluluğun altın kuralı gülümsemektir. Siz gülümsediğinizde hayatınız da gülümser,içinde yaşadığınız bu evren de gülümser. Gülümsemek ruh sağlığınız dışında, vücut sağlığınıza da iyi gelir. Gülümsediğinizde üç dört tane hormonu aynı anda salgılarsınız, vücudunuzu yorarsınız ama bunun için kesinlikle değer.

Şükretmeyi öğrenin, şükredin, şükretmeyi öğretin!
Elbette hayatınızda çok kez inişli çıkışlı zamanınız olacak. Bir mutlu bir üzgün olacaksınız. Kim hayatının sonuna kadar mutlu olmuş? Eğer yaşadığınız olay hayatınızın öncesinde olduysa ve hala üstesinden gelemediyseniz, yaşadığınız için şükretmelisiniz. Yaşadığınız olayın tam tersini, yapamadığınız bi’ durumu olmuş gibi davranabilirsiniz. Bu sizi ya bir süre için, ya da hayatınızın tamamı için iyileştirir. Bu sizin elinizde. Kötü anılarınızı düşünmeyi bırakmalısınız ya da ertelemelisiniz. Aniden bir nefes alıp yaşamaya devam edin. Bu nefes sizin güçlü olduğunuzu ve şükrederek yaşadığınızı belli eden bir nefes olsun.

Boşverin, şımarmaktan kim ölmüş!
Mutlu olduktan sonra, şımarmak sizin en doğal hakkınız. Kendinizi şımartmak için, sizi en çok sevindiren şeyleri yapın. Bol bol yemek yiyin, mümkünse çikolata yiyin. Tatile çıkın, bir kaç günlüğüne kafanızı dinleyin. Fazla para harcamak istemiyorum diyorsanız, internetten meditasyon uygulamalarını denemek hiç de fena olmaz.

İki eliniz kanda olsa bile spor yapmayı ihmal etmeyin!
Sabahın ilk ışıklarında uyandığınız gibi, o kadar çok aktivite yapabilirsiniz ki… Buz gibi havuz suyunun içine girip yüzlerce kez kulaç atabilirsiniz mesela. Ormana gidin, bir veya iki saatinizi koşuya ayırın. Kasıklarınızı hissetmeyecek kadar koşun. Biliyorsunuz ki, özellikle kadınların en büyük şikayeti kilolardır ve yeni nesil erkeklerin de baklava derdi vardır. Yapmak istediğiniz ya da yaptığınız spor hangi kategori olursa olsun, kendinizi dinç hissettiğiniz, kilo verdiğiniz ve vücudunuzu güzelleştirdiğiniz için sizi fazlasıyla mutlu eder.

Unutmayın ki, yaşadığınız anlar sizin için değerli!
Eğer sosyal bir insan değilseniz, çok şey kaçırıyorsunuz demektir. Geçmiş sizin için önemli olmamalıdır, önünüze bakın, belki de önünüzdeki güzel fırsatları kaçırdınız, kaçırdıysanız bile daha güzelleriyle karşılaşmayacağınız ne malum? Gelecek için de sakın endişelenmeyin! Geçmişteki hatıralarınızı boşverin, anı tam anlamıyla yaşayın. Siz şu andasınız ve sizi geleceğiniz ilgilendirir.

Baktınız bazı şeyler ters gidiyor, kabullenin canım!
Elbetteki her şeyi siz kontrol edemezsiniz. Her şeyi kontrol etme çabası altındaysanız, yaptığınız şeyden hemen vazgeçmelisiniz. Her şeyi olduğu gibi de kabullenmelisiniz. Sizin de gücünüz bir yere kadar… Ya sizi daha iyi fırsatlar bekliyorsa?

Kimse seni sevmek zorunda değil ama sen kendini sev!
Kendini sevmeyen insan mı olurmuş? Mesela ben her sabah aynanın karşısına geçip, kendime öğütler veriyorum. Başkaları bana öğüt vermesin, ben kendime öğütler veriyim. Beni benden daha iyi tanıyan biri yok çünkü. Kendime,kendimi çok beğendiğim ve çok güzel olduğumu söylüyorum. Bunları gözlerimin içine bakarak söylüyorum ve kendimi ikna ettiğimi düşünüyorum. En azından ben öyle hissediyorum.

Herkes olduğu gibi güzel!
Kaç yaşınızda olursanız olun, uzaktan veya yakınınızdan her türlü zorbalığa maruz kalacaksınız. Doğanın kanunu bu, insanlar değişiyor ve daha da kötüleşiyorlar. Kusurlar varsa da size aittir. Kendinizi kusurlarınızla sevin, insanlar kendilerini kusurlarıyla sevsinler ve siz onları kusurlarınızla sevin. Unutmadan da söyleyeyim, kendinizi başkalarıyla kıyaslamayın.

Mükemmelliyetçi biri misiniz? Geçmiş olsun!
Çevreniz ve siz mükemmel olmak zorunda değilsiniz ve bu faktörlerin çoğu sizin elinizde olmayabilir. Endişe ve kaygılarınızın sebebi bu huyunuzdan kaynaklıdır. Her şeyi bir kenara bırakın ve elinizden geleni yapın. Mutlu bir şekilde daha uzun ömür geçirirsiniz.

Vazgeçmeyin!
Bir çok şarkının, filozofun da üstüne defalarca basarak söylediği bu nasihatı, hangimiz dinliyoruz ki? Belki de insanoğlunun amaçladığı ve yapılması gereken en önemli şey olabilir. Her ne kadar kalıplaşmış olsa da, bu söz benim mottolarımdan bir tanesidir. Mutluluğa giden yolda vazgeçmeden ve kendinizden emin adımlarla yürüyün.
Bu yazıyı okuyan arkadaşlarım, belki de bu yazılardan yüzlerce binlerce kez okumuş olabilirsiniz. Küçük hedeflerin ardından büyükleri gelir. Dışarıda kızgın güneşin altında ter içinde oturduğunuzda bir yerden hafif bir esinti gelmesinin sevindirmesiyle bile sevinmelisiniz bu hayatta. Kendinizi üzmenin değil, sevindirmenin yollarını arayın. Bir bakmışsınız ki, dünyanın en mutlu insanı sizsiniz.
