SOĞUK BİR YAZ

                “Simitçi”, “macuncu”, “kesmece bunlar kesmece”, “dondurmacı”, “boza”, “şıra”, “yazıyor yazıyor”… Sokağı kaplayan ve mahallelinin seslerini de kendinin ardına getiren seyyar bağırışları. Macuncunun ve dondurmacının önünde sıra olup zıplaşan ve –sayıları, sırada olanlardan sayılamayacak kadar fazlaca- onları karşıdan imrenerek izlerken içleri parçalanan çocuklar.  Her tarafı yama içerisindeki pantolonuyla sokak soka dolaşan gazete tüccarı çocuğun başında […]

AZİM>ŞANS

Evin kapısından girdiğimde aklımda beş dakika önce gördüğüm fareden başka en ufak bir şey yoktu. Çok yakın, bir o kadar da uzak bir canlıydı bana fareler. Geçmişte beraber yaşadığım, yazdığım kitaplardan sonraysa değişen hayatımla birlikte arama bir set çektiğim hayvanlardı. Onları görmeyeli yıllar olmuştu belki de. Eve girip çocukluk fotoğrafımın karşısına oturduğumda bugün gördüğüm farenin […]

AŞK VE SABR-I CEMİL

Islaktı toprak. Yeni yağmur yağmıştı belli ki. Deniz boyunca uzanan bitkiler dağlarda artıyor, renk renk çiçekler rüzgârda dans ediyordu. Uyanıyordu doğa. Adeta bir misafir bekliyor, en güzel kıyafetlerini giyip hazırlanıyordu. Lakin bir şey eksikti. Misafir olabilecek hiçbir şey yoktu etrafta. Ta ki gökte bir ışık belirene kadar… Yakarışlar içerisinde, Dünya’nın daha önce tanımadığı bir varlık […]

VASİYET

Babam olmadan geçirdiğim ilk ay sona ermişti. Tamamen var olamadığım, bir an olsun o günü unutamadığım otuz gün geçmişti öyle ya da böyle. Yoğunluk bahanesiyle ziyareti 30. güne kadar aksatan, eş-dost olarak nitelendirdiklerimiz ayaklanmış, çıkmaya hazırlanıyorlardı. Bense bir dakika bile olsun, misafirleri biraz daha evde tutmak için kırk takla atıyor, aynı lafı dolandırarak onları lafa […]