Karanlığımın sessiz çığlıkları

Sadece içinde bulunduğu durumdan,kalbini delip geçen o sıkıntıdan uzaklaşmak istiyordu.

Kalbi düşünceler içinde karardıkça kararıyor. O kadar ki içindeki karanlığı yırtmaya çalışan bir karanlık daha.Işık! Işık arıyordu…Neydi onu bu kadar karartan?Kendisimiydi? Peki ne yapmalıydı? Karanlığı yırtıp geçmek istiyordu fakat daha da hapsediyordu karanlık. Bataklık gibiydi.Çıkmaya kurtulamaya ne kadar çabalarsan o kadar haps oluyorsun. Kaçmak belki tek çözümdür. Gerçek bir çözüm. Sadece yürüdü sokaklardan insanlardan kaçmak istiyordu, kalbine işleyen karanlık vücuduna nüfus etmeye başlamıştı bile. Neydi onu bu kadar rahatsız eden. Işık arıyordu.içinde yankılanıyordu sesler “alışacaksın” “Tek aydınlık karanlığın” Neydi bu? Hiçbir şeye alışmak istemiyordu. Ne anlama geliyordu. Evet gelmek istediği yer burasıydı. Arkasında koca bir şehir. Uzaklaşmıştı şehirden kendini arındıracak bir yerdeydi. Lambaların bile aydınlatamadığı şehirden kurtlmuştu. İçinde kaybolduğu şehirden kurtulmuştu ,sıyrılmıştı. Evet! Şimdi anlıyordu.Herşey arkasında kalmıştı. Anlıyordu! Şehrin boğulurcasına attığı çığlıklardan, alışılmış karanlığa gömülmüş insanlardan kaçıyordu. Artık anlıyordu karanlığı .“Tek aydınlığın karanlığı” insanların aydınlığı karanlığı olmuştu artık. “Benim de öyle” Herşeyden uzaklaşmış sadece içinde dalgalanan ışığı arıyordu “karanlıktan çıkmalıyım”diyordu. Sadece “alışmak istemiyordu(m)”…Işığımın parıltısını karanlığımın çığlıklarıyla fark edebildim ancak.

Sessiz ve Usul çığlıklar

Yorum bırakın