Duyuyorum bu küçücük kalbin çırpınışları. Tellere vuruyor kanatlarını yırtarcasına, çarptırıyor.Sadece tek istediği özgürlükle dolu olan gökyüzüne uçmak.Esarete mahkum kafesinden haykırırcasına çıkmak istiyor.
Bir kuşun küçücük yüreğinde özgürlük için çırpındığı gibi Türk halkı koca yüreği ile ses çıkarıyor.Kuş gibi özgür olmak istiyor.Haykırıyor vatanın dört bir yanından.İşte o an 1919,vapur sesi İstanbul’dan duyuluyor.Samsun’da bir ses yükseliyor halk toplanmış ilerliyor, iradesiyle,ögürlük için atan kalbiyle haykırıyor.Halk kafeste can çekişiyor.Atatürk sesleniyor halka “ Bizi öldürmek değil,diri diri mezara sokmak istiyorlar.Şimdi çukurun kenarındayız.Son bir cüret bizi kurtarabilir Ya istiklal,Ya ölüm” .Halk kanının son damlasına kadar savaşıyor.Çarptırıyor kanatlarını yırtarcasına. Engin mavi denizlerin açtığı yol özgürlüğe varıyor.Üzüntüler,acılar sevinci karşılıyor.Kafesin kilidi ardına kadar açılıyor.Artık uçabiliriz…
Bize sesleniyor Çanakkale’den Seyit Onbaşı,Kahramanmaraştan Sütçü İmam,Kastamonudan Şerife Bacı … “ Size emanet bu Cumhuriyet”diyor. Şimdi sıra bizde.Onlar gökyüzüne kapılarımızı araladı ,biz uçuyoruz ve uçmaya devam edeceğiz.İşte bu yüzden en büyük görevimiz,“Cumhuriyeti” ayakta tutmak ve ayakta tutacak nesiller yetiştirmek. Herhangi bir tehditte kanının son damlasına kadar savaşacak nesiller yetiştirmek. Bu cumhuriyeti biz kurduk ve biz koruyacağız.İşte tüm bu mücadelenin getirdiği zafer sonrası 30 Ağustos 1924’de göğe bir ses yükseldi;
EY YÜKSELEN YENİ NESİL!GELECEK SİZSİNİZ CUMHURİYETİ BİZ KURDUK ONU YÜKSELTECECEK VE YAŞATACAK SİZSİNİZ
MUSTAFA KEMAL PAŞA