İçimde parçalanmış şeyleri döktüğüm bir deniz ,bir şehir var. Siyah bir tablonun ardında,kahvenin derinliğinde saklı. Fırçayı sürdüğümde her parçamı gördüğüm tablo. Her renkte bir his var. Bazen güneşli masmavi bir gökyüzü,yansıtır ışığını denize,kaybolur giderim. Turuncu olur ,sararır gökyüzü ve bırakır kendini güneş denizin serinliğine, batırır kendini en dibe. İşte sıcaklığın yorgunluğun ardından,ılık ılık eser. Yavaş yavaş kararır hava ne bir mavi ne bir turuncu kalır görünürde.Asıl tablo siyahtır ya ama hislerim doldurur renkleri. Hayaller her defasında bir fırça atar tuvale siyah olur ya koskoca İstanbul.
Her yeri hislerimle hatırlar anarım. Gözümü kaparım hatırlarım o anı,birden aklıma eser havanın rengi, denizis sesi, çiçeklerin kokusu o anı an yapan küçük bir detay canlanır yani siyah tabloyu bir şehre çeviririm ben.