Yıllar geçtikçe içinde bulunduğu ülkeyi,evliliğini,işini sorgulaması da artmıştı.Hayatındaki çoğu şey zamanın akışıyla bambaşka bir boyut almıştı.Peki niye her şey tüm çabalarına rağmen kötüye gidiyordu?Buna kendisi de günlerdir cevap arıyordu.
Ofisin en büyük odası ona aitti ama daha fazla burada kalıp kalamayacağından kendi de emin değildi.Günün ilk ışıklarıyla odasına gelmiş,uyanmaya çalışıyordu.Kahverengi iri gözleri dün gecenin uykusuzluğuna zar zor direniyordu.Bir an dün geceyi düşündü.Onu bu hale getirecek neler olmuştu?Aslında bütün bağrışmalar kafasında yankılanıyordu.Yine de bir türlü olay tüm parçalarıyla zihninde oturmuyordu.Emin olduğu tek şey kötüye giden evliliğiydi.
Kocası Mark,İngiltere’nin en iyi doktorlarından biriydi.Yoğun çalışma saatleri,Margaret’in girdiği erken orta yaş bunalımı ve diğer sebepler evliliklerini yıllardır rayına oturtamamıştı.Margaret bu evliliği üniversiteye giderken yapmıştı.20 yıllık evlilikleri onun için mantık evliliğinden başka bir şey değildi.Her ne kadar Mark’a yıllardır büyük bir sevgi ve saygı beslese de evliliğin tek sebebi çocukluğundan beri boğuştuğu yalnızlık korkusuydu.Yatılı okullarda geçen öğrenim hayatı Margaret’in kendini insanlardan soyutlamasına neden olmuştu.Bir türlü aklından çıkmayan ailesiyse hayatının en sancılı günlerini tek başına yaşatmıştı.O günlerden kalan bir korkuydu hayatının sonuna kadar yalnız kalmak.
Evliliğiyle beraber hayatının sonuna kadar yalnız kalmayacağını düşünmüştü.Oysa şimdi anlıyordu yalnızlık denen şeyin yanında birileri olmamasıyla olmayacağını.Her zaman hayalini kurduğu bir bebekse hiç doğmamıştı.Son on yıldır içinde bulunduğu kalabalık onu daha da yalnızlaştırıyor,içine kapanık bir hal almasını sağlıyordu.
Eşi gibi o da mesleğinin en iyilerinden biriydi.Ülkenin en iyi sosyologlarından biri olmak ona büyük bir zenginlik dışında,önemli bir itibar da katmıştı.Sosyolog olmaya karar verdiğinde aklında paraya dair en ufak bir düşünce yoktu.İngiltere’ye geldiğinde evlatlık verildiği aile yeterince zengin bir avukat aileydi.Çocukluğunu travmalara rağmen iyi geçirmesi için uğraşmışlardı.Yine de otoriter ebeveynlerdi.Okul çağına geldiğinde fikri sorulmaksızın yatılı okula gönderilmişti.Tüm ergenlik yılları bu okullarda geçmişti.
Şimdiyse başında evliliği dışında başka önemli dertler vardı.Aylık yazılar yazdığı önemli bir gazeteden geçen ay gelen tepkiler yüzünden kovulmuştu.İnsanlar yaptığı yardımlardan dolayı ona melek gibi davranırken,bu günlerde oturduğu yerden dünyadaki sorunları kafasına göre ele aldığını düşünüyorlardı.Kariyerinin zirvesindeyken bir an da yere çakılıyordu ve ne yapacağını o da bilmiyordu.Gördüğü toplumsal sorunlar,araştırma yapmak için gittiği ülkeler dünyanın insanların düşündüğü gibi bir yer olmadığını gösteriyordu.Bundan üç ay önce her ne olursa olsun bunları yazmaya karar verdiğinde büyük tepkilerle karşılaşacağını biliyordu ama bu kadar nefret ve kin dolu sözleri kendisi de beklemiyordu.
Ölmesi gerektiğini,kadın başıyla bu konular hakkında fikir yürütüp yazılar yazamayacağını söyleyenler olmuştu.Bu tepkiler işinden kovulmasını beraberinde getirmişti.Beraber çalıştığı araştırma şirketiyse Margaret hakkında kararını yakında vereceğini söylemişti.Bir yanı yıllardır emek verdiği şirketi bırakmak istemiyordu ama kimseyi onu kovmaması için zorlayamazdı. “Küçük kadın Margaret Sharon’un büyük yıkılışı.”dediğinde yüksek sesle söylediğini fark etmemişti.
Sadece bir an kocasının ondan şüphe edip etmediğini merak etti.Bu olaylar yaşanırken ameliyatları olduğunu,eve bir süre uğrayamayacağını söylemişti.O günlerde Margaret bu sözlerin üzerine düşmemişti.Her zaman olduğu gibi yapması gereken ameliyatlar,bakması gereken hastalar var demişti.Üzerinden bir ay geçmiş olmasına rağmen bu konuyu kendine bile yeni hatırlatma fırsatı bulmuştu.
Ne yapması gerektiğini bilmeden çalışma sandalyesine yaslanıp etrafı izlemeye başladı.Düşünmeden sadece etrafı izlemek onun için içindeki dinginliği sağlamaktı.Tam bu sırada içeriye Brian girdi.Elinde büyük bir zarf tutuyordu.Margaret beni kovuyorlar diye düşündü ama düşündüğü gibi değildi. “ Nasılsın Margaret?Biraz saçma bir soru lütfen beni mazur gör.Sana iyi veya kötü olduğundan emin olmadığım haberlerim var.Konuşmamız lazım.”
Margaret kendini hiç bozmadı.
“Âh, bir güvercin gibi kanatlarım olsaydı
Uçar ve huzurlu olurdum
Çünkü şiddeti ve kavgaları gördüm
Bu dünyada çok acı çektim.”mısralarını okurken gözleri Brian’a kilitlendi. “Hatırlıyor musun Brian hayatımı,geçmişimi,çocukluğumu?Sana anlattıklarım hala aklında mı ya bu satırlar?Onları unuttun mu?” Brian kafasını salladı. “Seninle beraber büyüdüm ve bana anlattığın en küçük şey bile aklımda.Füruğ Ferruhzad’ı ve şiirleri hala hafızamda.Bu yüzden sana geldim.Kariyerinin,hayatının böyle parçalanıp gitmesine izin veremem Ahsa.”dediğinde Margaret bu ismi yıllardır duymadığını fark etti.
“ Hızlı söze başlamalısın.Her an beni kovabilirler.Umarım Mark’ı kovmazlar.O böyle bir hayata alışamaz.”derken sözlerine yarı espri karışmıştı duyguları gibi.Her şey birbirine oturmayan düğümlerden oluşuyordu o anlarda zihninde. “Daily Mirror gazetesinden büyük bir teklif geldi.Sadece sana sundukları imkanları iyileştirmeye çalışıyordum.O yüzden dün gece haber veremedim.Mark’la konuşma fırsatın olurdu üzgünüm.”Margaret böyle bir teklifi beklemiyordu.Ülke’nin en iyi gazetesi kendisini riske atıyordu ya da iyi bir oyun oynuyordu ona.Brian sözlerine devam etti “ İran’a gitmeni istiyorlar.İran İslam Devrimi’nin 40.yılına özel bir araştırma yayınlıyorlar.Tarafsızlık esas alınacak.Senin yazın manşetleri süsleyecek.Hem senin için bir fırsat.Doğduğun ülke orası.Ailen o topraklarda yaşadı.O topraklar sana en güzel çocukluk anılarını geri verecek Ahsa.”dediğinde onu ikna etmek için ailesini söz konusu etmişti.
“ İngiltere’ye geldiğim anda annem ve babam geçmişimi dünyadan sildiler.Ben artık Londra’ya yeni taşınan avukat çiftin küçük kızları Margaret Sharon’dum.Çocukluğum boyunca ölen annem ve babamı rüyamda görmediğim bir gün bile olmadı.Ben sadece ailemi değil kendimi de İran’da bıraktım.Yıllar boyu bedenim duygularıma itaat etmedi.Onlar annem ve babamla ölmüştü çünkü.Yatılı okullarda yıllarca çalıştım sırf yalnızlığımı hatırlamayayım diye.Mantık adı altında yanlış bir evlilik yaptım.Beni koşulsuz seven bir insanı sadece korkularım yüzünden kullandım.Kariyerimin zirvesinden dibi gördüm.Her gün ölüyorum görmüyor musun?”dedi.Brian susmuştu.Onu daha fazla üzmek istemiyordu.Margaret bütün gerçekleri kocasından bile saklamıştı.Yaşananları bilen sadece Margaret’in ailesi ve Brian’dı.İkisi de sustu ve birbirlerinin kararını beklediler.
Margaret’in ne karar vereceğini bilemeyiz tek bildiğimiz Margaret’in Füruğ’un satırlarındaki güvercin olmaya çalıştığı.Karanlığın içinde beklediği ışık belki kalbine de yön verip ona ne yapması gerektiğini söyler.