“ Gitmeden önce kalmak için her şeyi yaptığımı bil.” – Homs,Mayıs 2014
“İnsan en umutsuz anlarında zamanın geçmişe doğru sürüklenmesini istiyor.” Elimdeki kitabı ilk okuyuşum değildi ama bu sözü fark ettiğim ilk andı.Eski yıpranmış sayfaların arasında kendini hiç belli etmemişti.Yıllara rağmen okunaklı ve bir o kadar da düşündürücü bir yazıydı.Yazar,ilk kitabını yayınladığında hiç kimse asıl sonun böyle olmayacağını anlamamıştı.Eğer karakterler romanın sonunda mutluysa kimse bunu dert etmezdi ve bu romanın sonunda herkes mutluydu.
Aradan on yıl geçip yazar ikinci kitabı yayınlayacağını söylediğinde herkes mutlu bir hikayenin devamı olacağını düşünmüştü.Sonuçta yazar bunca yıl beklemişti ama aradan birkaç yıl geçip ikinci kitap yayınlandığında herkes hayal kırıklığına uğramıştı.57 sayfalık bir devam kitabını kimse beklemiyordu üstelik bu da yetmezmiş gibi kitap ilk kitabın aksine bambaşka bir yönde ilerliyordu.Karakterlerin hayatı eski haline dönmüş,en sonunda aileleri için birbirlerinden bile vazgeçmişlerdi.Bir ay sonra da yazarın intihar haberi geldi.Okuyucuları mezarına çiçekler koyarken,yazarın bunalıma girdiğini düşünüyorlardı.Belki de gerçek buydu ama yıllar sonra öğrendiğim tek bir gerçek bugün tekrar sayfaların içinde kaybolmamı sağlamıştı.Bütün bunlar yazarın gerçek hayatta yaşadıklarıydı.
Okuldan arta kalan zamanlarda gittiğim ikinci el kitapçı aynı zamanda bana yeni bir dünyanın kapılarını da açmıştı.Çoğu eser Arapçaydı ama aralarına karışmış Fransızca ve İngilizce kitaplar da vardı.Bu kitabıysa daha önce hiç duymamıştım.Bir akşam ansızın gelen ziyaretçiyse belki de hayatımın dönüm noktasını oluşturmuştu.Rafların tozunu almış,kitapları kendi aralarında bölümlere ayırmıştım.Arkamdan gelen erkek sesi ilk duyduğum anda bile buralı olmadığını hissettirmişti. “Elinizde Vera’nın Gülleri romanın ikinci kitabı var mı?” demişti.Bense böyle bir kitap olduğundan habersizdim.Bir yanım böyle bir kitap olsa bileceğimi diğer yanımsa tekrardan raflara göz gezdirmem gerektiğini söylüyordu.
Aslında ikinci seçeneği düşündüğüm an bile o kitabın burada olmadığını biliyordum.Daha o gün bütün rafları temizleyip kitapları yerleştirmiştim.Aklıma dükkanın sahibi Ensar amca geldiyse de o akşam erken çıkmıştı.Yine de beklenmedik ziyaretçi sandalyeye oturmuş beklerken ben de bütün rafları kontrol ettim.Aradan geçen yarım saat sonundaysa pes etmiştim. “Bu kitap elimizde mevcut değil.Arapça olduğundan emin misiniz?” dediğimde kendinden emin bir ifadeyle başını salladı. “Bugün birçok dükkan gezdim ama hiçbirinde bahsettiğim kitabı bulamadım.Ne birincisi ne de ikincisi artık satışta değilmiş.Burada son bir umut bulabilirim diye düşünmüştüm.”
“Peki başka bir kitaba bakmak istemez misiniz? Sanırım yabancısınız.Elimde bu kitapçı dışında bir yerde bulamayacağınız kitaplar var.”dedim.Oysa gözlerinden bile aradığı tek kitabın bu olduğu anlaşılıyordu. “ Her şey için teşekkürler ama aradığım tek şey bu kitaptı.”dedi.Ben ise onun kadar umutsuz değildim.Yarın gelirse dükkanın sahibiyle konuşabileceğini söyledim.Yarın erkenden geleceğini söyledikten sonra kitapçıdan çıktı.
Ertesi gün dediğinden daha erken kitapçıya gelmişti.Bu kadar erken gelmesini beklemiyordum ama aradığı kitabın onun için önemli olduğunu dün akşam anlamıştım.Oturup Ensar amcayı beklemesini söylediğimde sabırsızlığı her halinden belli oluyordu.Benim içimdeyse garip bir merak uyanmıştı.Dayanamayıp söze başladığımda onun da konuşmak istediğini fark ettim. “Aradığınız kitabın yazarı yaşıyor mu?”dediğimde bana yazarın intiharından bahsetti. “Hayır,maalesef yaşamıyor.Yaşasa her şey daha kolay olabilirdi.İkinci kitabın piyasaya sürülmesinden bir ay sonra evinde ölü bulunmuş.O güne kadar hiç evlenmemiş.Aslında bakarsak yazar hakkında yaşamının son on beş yılı dışında pek bir bilgimiz yok.Sadece Amerika saldırıları sırasında Irak’tan kaçtığını biliyoruz.”
“Yazarın hayatına dair en küçük bir fikrim yok ama kitapları artık satılmıyorsa bunun iki sebebi olabilir:Ya çok fazla ilgiyi üstüne çekmiş birileri kitabın içeriğinden rahatsız olmuştur ya da düşündüğümden bile kötü bir yazardır.Yine de yaşadığımız coğrafyayı düşünürsek birinci ihtimal daha olası.”dediğimde gülmüş,kahverengi gözleri gülümsemesiyle beraber yüzünü bambaşka bir hale bürümüştü. “ Yazar,kitabı yayınladığında büyük bir ilgiyle karşılaşmıştı.Çünkü insanlara beklediğinden daha gerçekçi bir hikaye vermişti.Aradan on yıl geçti ve ikinci kitabı yayınladı.Kitap sanki ilk kitaptan bağımsız ilerliyordu.Karakterler onca yaşanan şeyden sonra hayatlarını büyük bir fedakarlıkla arkalarında bırakmıştı.İşte bu mutsuz sonu kimse beklemiyordu.Yazarı ulaştığı konumdan indirmek istediler.Oysa yazarın amacı bıraktığı Vera’sına onu bırakmak istemediğini söylemekti.Bunu başardığına inandığında her şey bitmişti.”dedi.Söyleyemediği başka şeyler de var gibiydi.
Sonunda bunu bilmek için çok küçük olduğunu bildiklerini annesinin kendisine anlattığını söyledi.Tek amacıysa kanserden ölen annesinin en sevdiği kitabı bulup okumaktı.O gün Ensar amca gelince depodaki bütün kitapları tek tek inceledik.Ne yazık ki elimizde hiçbir şey yoktu.Yıllar önce yazarın bütün kitapları yakılmış ve bir daha basılmamıştı.Yasaklı yayın ilan edilmesinden sonra bu kitaba ulaşım imkansızlaşmıştı.
Bütün bunlar yaşandığında hava kararmaya başlamıştı.Bu beklenmedik ziyaretçinin de gitme zamanı gelmişti.Gitmeden önce bu kitabı bulduğunda beni tekrar ziyaret edeceğinin sözünü verdi.Benim de ona bir söz vermemi istedi.Ne olursa olsun beni ziyarete geldiğinde ben burada olacaktım.Sözüne karşılık söz verdiğimde her zaman bu şehirde yaşayıp öleceğimi düşünüyordum.
Şimdiyse bambaşka bir kıtada farklı bir gökyüzünü seyrediyorum.Binbir zorlukla bulduğum Vera’nın Gülleri her okuduğumda bana tutamadığım sözü hatırlatıyor.Her ne olursa olsun sözümü tutmak için yıllar boyunca onu beklediğimiyse bilmeli.Ben yıllar boyunca savaşı değil onu bekledim ama şehre inen tek şey bombalardı.
(Kitapçının önündeki duvarda yazıyordu bu sözler savaşın en şiddetli olduğu anlarda.Gitmeden önce kalmak için her şeyi yaptığımı bil.)