Genç kadın elleri ve ayakları sımsıkı bağlıyken düşünmeye başladı.Her şeyin nasıl başladığını ve nasıl bu noktaya geldiğini.Kimsesizdi ve öğrendiğiyle gördüğü üzere yetiştirme yurduna gitmesi çok daha kötü olurdu.Bu yüzden kendini korumayı öğrenmesi gerekiyordu.Önce bıçak gibi silahlarla başlamış ve on iki yaşında eline silah geçene kadar kendini bu bıçaklarla korumuş ve hayatta kalmıştı.On üç yaşında kendini biraz daha geliştirmiş ve silahı sayesinde para kazanmaya başlamıştı.On dört yaşında yasa dışı işler yapan bir belediye başkanını öldürmüş ve yeraltı dünyası onu tamamen öğrenmişti.On beş yaşında ise yeraltı dünyasının en genç katiliydi.
Kendini istediği kılığa ve kimliğe sokabilmekte ustaydı.Bunun sayesinde makam sahibi insanların bile tercihi olmuş ve milyon dolarlar kazanmaya başlamıştı.Hiç bir eğitimden geri kalmamak için kendine her türlü özel hocayı tutmuştu.Aslında Sanat öğretmenine pek ihtiyacı yoktu fakat farklı kişiliklere bürünmek heykeltraş sanatının eğitimini gerektirebiliyordu.On altıncı yaşına girmesine yakın bir zamanda ona yeraltı dünyasından bir teklif daha gelmişti.
Ama bu seferki teklif bizzat lider tarafından yapılmıştı.Ona çok sempatik ve babacan görünümlü bir adam gibi gözükmüştü.Öyleydi de.Lider ona ‘ailesine’ katılmayı teklif etmiş ve şuan yaşadığı her şeyi ve aldığı bütün eğitimlerin devamını getireceğine ve daha güvende olacağına söz vermişti.En çok sevdiği kısımsa-hâlâ ‘ailesinin’ en çok beğendiği ilkesidir-Birisi öldürülecekse bu kişinin mutlaka dünyaya zararı olması gerekir,sıradan ve masum insanlar öldürülemez.Kabul etmişti-o zaman kabul etmemek aptalca bir karar gibi gözüküyordu ve düşüncesi değişmemişti-ve bundan sonrası çorap söküğü gibi gelmişti.Lider sözünü tutmuş onu mükemmel bir suikastçiye dönüştürmüştü.
On sekizinci yaşına girdiğinde yani reşit olduğunda tek başına görevlere çıkmaya başlamıştı.Görevler sırasında ‘ailede’ pek yakın olmadığı biriyle tanışmıştı ve hemcinsleri arasında en iyisi oldukları için görevlere beraber çıkmak zorunda kalmışlardı.Başta ikiside bu durumdan nefret etsede zamanlara birbirlerine alışmışlar ve bazılarının hayranlıkla,bazılarının kıskançlıkla,bazılarınınsa korkuyla baktığı ayrılmaz ikili olmuşlardı.
Takım arkadaşının kod adı ‘Dragon’du.Bunun sebebi öfkesini bir ejderha gibi yansıtması ve bedenlerin yanına imza olarak bir ejderha resmi çizmesiydi.Onunki daha sadeydi;’Snake’ .Küçüklüğünden beri çok sessiz ve çevik bir şekilde işlerini halletiği için bu adı almıştı.-şuan ki durumunda isminin hakkını veremiyordu ne yazık ki-Her ne kadar bu işte duygulara yer olmaması gerekse de sevgileri baskın çıkmış ve yirmi bir yaşında Dragon ile beraber bir ilişkiye başlamışlardı.
Olayların bu hâle gelmesine sebep olan şey de birbirlerine olan aşkları değil miydi zaten?
En sonuncu görevleri çok zor olduğu için sadece onların yapabileceği düşünülmüş ve onlara verilmişti.Görevleri yabancı uyruklu bir çift olarak Seul’de bulunan ‘Star Plaza’ isimli otele giriş yapmak ve hedef olan Çinli Zhang Xiuan’ı öldürmekti.Bu adamın yapmadığı iğrençlik yoktu.Bu yüzden dünyadan silinmesi tüm insanlık için en iyisi olacaktı.
Fakat Zhang Xiuan bütün önlemleri almıştı.Öyleki,her personelin yerine kendi adamlarını koymuş ve onlara verici yerleştirtmişti.Onların bu önlemlerden haberi yoktu.Bu yüzden de tedbir alamamışlardı.Bu da tuzağa düşmelerine zemin hazırlamıştı.Onlar planlarını gizli bir şekilde yürüttüklerini düşünürken Xiuan onların her adımını takip ediyor ve biliyordu.
Odasına satıcı olarak girmişlerdi ve plan basitti.Ama işler yolunda gitmemiş,tam onu öldürecekleri sırada yakalanmışlardı ve Xiuan’ın yüzündeki sırıtmayı görünce tuzağa düştüklerini anlamışlardı ve Xiuan yüzündeki sinir bozucu gülümsemesiyle onlara her şeyi anlatıp,açıklığa kavuşturmuştu.Daha sonra ‘daha iyi rol yaptığı için’ ondan bir seçim yapmasını istemişti.O da bir an bile düşünmeden Dragon’u seçmişti.Xiuan önce şaşırmış ardından neler olduğunu anlayınca tekrar sinir bozucu bir şekilde gülümsemeye başlamıştı.Bu sırada vakit kazanıp güç toplayan Dragon Xiuan’ın ona bakmamasını fırsat bilip hemen dövüşe başlamış ve Xiuan’ın dikkati ona kayınca kendisi de Dragon’a yardım etmeye başlamıştı.Yavaş yavaş ve kimseye fark ettirmeden Dragon’u pencereye doğru itmeye başlamıştı.Dragon’da fark etmemişti tabii.
Onun yere düşmemesini sağlayacak ekipmanının üzerinde olduğunu görebilmişti.Pencerenin kenarına geldikleri zaman Dragon ne yapmaya çalıştığını fark etmişti ama çok geçti.Dudaklarını yavaşça onunkilere bastırırken onu pencereden aşağı itmişti.Ve onun sağsalim gittiğini görene kadar dövüşmeye devam etmiş Dragon gözden kaybolunca karşı koymayı bırakmıştı.Ve onu buraya getirip bağlamışlardı.
İşte bütün olaylar böyle gelişmişti.İçeri giren Xiuan ile ifadesiz yüz ifadesini takındı.Xiuan’ın sinir bozucu gülümsemesi yerini almıştı her zamanki gibi.
“Ne oldu?Artık tamamıyla kaybettiğinin farkındasın değil mi?Seni zaten öldüreceğim,biliyorsun.Ama düşündüm ki;Madem seni öldüreceğim neden aşığını da buraya çekip öldürmüyorum?Bir taşla iki kuş vurmuş olacağım.”
Yavaşça gülümseyerek Xiuan’a baktı.
“O aptal değil.Bunu sende biliyorsun.”
Xiuan gülümsemesini bozmadan kafasını yana yatırdı.
“Biliyorum.Bildiğim bir şey daha var,o da aşkın gözü kör ettiğidir.Eminim ki burayı bulmuştur ve kahramanın olmak için tek başına geliyordur.’Birbirlerine ölümüne aşık olan iki suikastçinin ölümü de birlikte oldu.’ Ne kadar Shakespeare tarzı değil mi?”
Genç kadının dudağının kenarı yavaşça kıvrıldı.Onun tek gelmeyeceğine adı kadar emindi.Bu adam kendini zeki sanıyor olabilirdi fakat Dragon’un tek geleceğini söyleyerek aptallığını tescillemişti.
Bir süre sessizce bir şeyi (?) bekledikten Xiuan’ın telefonu çaldı ve Xiuan sadece dinledi.Hiç konuşmadı,sadece dinledi ve telefonu kapattığında genç kadını çözdürüp ayağa kaldırdı.Daha sonra tekrar ellerini arkadan bağlattırdı.Beraber arabaya bindiklerinde bile genç kadın duruşunu ve gülümsemesini bozmadı.
Sonunda araba durduğunda arabadan indirildi ve ayakları bağlandı.Ardından Xiuan onu geldikleri uçurumun ucuna doğru sürükledi.Xiuan arabaların gelebileceği yola doğru bakarak konuşmaya başladı.
“Planımı anladın değil mi?Sevgilin geldiğinde onu delik deşik etmek için herkes tetikte olacak ama o yine de sana doğru atılacak ve ben seni denize atarken onu öldüreceğim.Hem,senin öldüğünü görmek intihar isteği uyandıracaktır eminim.”
Genç kadın gülümsemesini koruyordu çünkü sevgilisinin planını tahmin edebiliyordu.Duydukları araba sesiyle Xiuan kendisini daha sıkı tutmaya başlamıştı.Drift atarak karşılarında duran siyah bir Ashton Martin’in içinden inen kişiyi görünce ikiside gülümsemeye başladı.Ama tamamen farklı sebeplerden tabii ki.
Dragon’un arabanın içinden inmesiyle elindeki silah göründü.Bunun üzerine Xiuan genç kadını daha sıkı tutmaya başladı.
“Sonunda gelebildin.Bu anı ne kadar uzun süredir beklediğimi bilemezsin.”
Genç kadın kamuflajla gizlenmiş arabaları ve suikastçileri fark etti ve Dragon’a baktığında Dragon ona göz kırptı.Bunu fark etmesini beklediği belliydi.Bu kadar rahat olduğuna göre herkesi temizlemiş olmalı,diye düşündü.Dragon yavaş yavaş Xiuan’a yaklaşıyordu.Xiuan bunu fark etti.
“Artık her şey için çok geç Dragon.Öleceksem sizde benimle geleceksiniz.”
Bunları dedikten sonra genç kadını uçurumdan aşağı itti ve Dragon’a ateş etti.Dragon mermiden kaçtı ama O’na yetişemedi.Xiuan kimsenin ateş açmadığını görünce adamlarının öldürüldüğünü anladı.Etrafına baktığında dikkati anlık dağıldı ver Dragon’a silaha tekme attı.Herkes Xiuan’ı yakalamaya çalışırken Dragon’da uçurumdan aşağı atladı.Aşağıda deniz vardı ve onun yeteri kadar nefesini tutabileceğini biliyordu.
Denize daldığında etrafını bulanık görmesine aldırmadan onun için etrafına baktı ve kendisine oyuncu bir şekilde gülümseyen aşkını gördü.Belinde gizlediği bıçakla ayaklarında ve ellerinde bulunan ipleri kesti ve onunla su yüzeyine çıktı.
Genç kadın kollarını aşkının boynuna doladı.Ve yine oyuncu gülümsemesini takındı.
“Benim için ölümü göze alman beni çok duygulandırdı doğrusu ‘Dragon’.”
Dragon’da aynı şekilde karşılık verdi.
“Benim hayatım senken nasıl bencillik yapardım ‘Snake’?.”
Snake gülümsemesini bozmadan birbirlerinden ayrılmadan önce yaptığı gibi dudaklarını onunkilere bastırdı.Ama bu sefer gerçekten mutlu olduğu için öpüyordu onu.Dragon’da ona aynı şekilde karşılık verdi.
Bu öpücük anlık değildi.Sevgilerini mühürlüyorlardı hiçbir şeye aldırmadan.Artık onlar için önemli olan tek şey birbirlerine olan sevgileriydi.
SON