Dönüm Noktası
“İşte hayatımın değiştiğini anladığım o an.”
Hepimizin küçüklükten gelen yatkınlıkları, hobileri ve istekleri vardır. Doğduğumuzdan beri benimsediğimiz şeyler yaptıklarımızı etkilemektedir. Etkilenen şeyler ise kimimizin mesleğini inşaa eder kimimizin ise hayali ya da hobi olarak yaptığı aktiviteler olur.
Genellikle toplumuza baktığımızda ebeveynler çocuklarına meslek konusunda baskı yapıyorlar . İşte benim oğlum-kızım mühendis, doktor, avukat olacak, başarılı olacak, çok para kazanacak, bana bakacak edecek. Ebeveynlerimizin bizi içine soktuğu bu durum bahsettiğim hobi ve yatkınlıkların önünde adeta bir zırh gibi durur ve onları köreltir. Oysa bir çoğumuzun küçükken istediği meslek hobilerimizle ilişkili değil midir? Bana kalırsa öyledir yani benimki öyleydi. Şimdi size benim dönüm noktamı anlatayım.
Daha ilkokula giderken televizyonda bir dizi yayınlanıyordu. Çok fazla dizi izlemesem de annemin ısrarıyla izlemeye başladım. Bir çok zorluklardan geçen bir kız hakkındaydı bu dizi. Fakirlik, taciz, dayak ne kadar kötü olay var ise kızcağızın başına geliyordu. Ama bir yandan da çok örnek alınası bir karaktere sahipti, asla vazgeçmeyen ve okumak için canını dahi verebilecek türden bir karakter. Sanırım annem iyi şartlar altında büyüdüğümü ve ders almam gerektiğini anlamam için diziyi izlememde ısrarcıydı. Fakat bu durumdan o kadar memnunum ki hayallerimi oluşturan ilk adım oldu.
Bahsettiğim kız tüm olumsuzluklara rağmen hukuku kazanmıştı. O yaşlardaki bir çocuk için anlamsız olsa da büyüdükçe ne kadar zor bir şeyi başardığını anlamaya başladım. Hukuku kazanması bir yana giydiği kıyafetler, yaşadığı ev, yaşam tarzı o kadar ilgi çekiciydi ki o hayata ulaşmanın tek yolu hukuk okumaktan geçtiğini düşünmeye başlamıştım. O diziden sonra hep hukuku araştırdım durdum. Hukuk okuduktan sonra hangi meslekleri yapabileceğimi, okuma zorluğunu, kazancını ve en önemlisi yatkınlıklarımla ve hobilerimle ne kadar bağlantılı olduğunu araştırdım. Küçüklükten beri haksızlığa karşı hep kin beslerdim, karşı gelirdim. Bunun yanı sıra araştırmayı da çok severdim saatlerce oturup kitaplarla ve internetle uğraşabilirdim, hâlâ daha da öyle. Hukuku araştırdıkça ona olan ilgim ve sevgim artıyordu.
Ve bunun ilk sebebi bahsettiğim diziydi.
İlkokul bitip de ortaokula geçtiğimde rehberlik servisimiz tarafından yapılan meslek tanıma testlerine tabi tutuldum. Bu testlere göre yapabileceğimiz meslekler listeleniyordu. Aslına bakarsanız pek inanmazdım çünkü hep “sayısala yatkın” sonucunu görürdüm. Ama ben hukuk istiyordum ve o zamanlar sayısala yatkın olarak da hukuk kazanabileceğim konusunda en ufak bir fikrim dahi yoktu. Zaman geçtikçe lise ve üniversite sınavlarını anlamaya ve hukuku daha da istemeye başladım. Fakat bir dönem yaşadığım olaylar doğrultusunda ve sayısala yatkınlığımdan dolayı aklımın bir köşesine cerrah olma fikri girdi. Yaşadığım olaylar demişken gayet içinde bulunduğum ve birebir yaşadığım olaylardı bunlar. Arkadaşımın kafasını sert şekilde vurduktan sonra kafasının hafif delinmesi ve benim ilk yardımı yapmam, diğer bir arkadaşımın parmağını sıkıştırarak etini çok derinden yaralaması ve herkes iğrenirken benim tedavi etmem daha sonrasında bir komşumuzun motosikletle bulunduğumuz yerdeki ağaca çarparak çok ciddi yaralanması ve benim o görüntüden hiçbir tiksinti duymadan aksine merakla bakmam.. bunların hepsi aklımdaki bir köşeye cerrah olma isteğini usulca yerleştirmişti. Ama şu anda düşünüyorum da cerrahlığı hiç araştırmamıştım ya da ileriye yönelik hayaller kurmamıştım aksine gece nöbetleri ve ben tarafından verilmeyen canı istemsiz ya da çaresizce hiç fark etmeksizin o insandan alma korkusu aklıma milyonlarca soru işareti bırakmıştı.
8.sınıfta sınav senemde hukuk mu tıp mı ikileminin yanında lise kaygım da vardı. Kendimi bildim bileli fen lisesi istemiştim sanki fen liselerinden başka hiçbir okul beni başarıya ulaştıramayacak gibi geliyordu. Tüm sene boyunca günlerce ders çalıştım. Her şey ne içindi? Tabii ki de başarılı bir fen lisesi için. Sınav günü geldi ben sınava girdim derken tercihler başladı. Puanıma göre istediğim fen liselerine giriş yapamıyordum bu olay beni başlarda çok üzse de şu anda şükrettiğim bir şeydi. Annemin ve okuldaki öğretmenlerim önderliğinde tercih yaptım. Fen lisesi(ne olur ne olmaz diye bir tanecik yazmıştım.) başlarda olmak üzere anadolu liseleri ve bir tane de sosyal bilimler lisesi içeren bir tercih yaptım. Tercihlerimin arasında en istemediğim lise ne yalan söyleyeyim sosyal bilimler lisesiydi çünkü adını daha önce hiç duymamıştım ve orada lise 5 seneydi. İstediklerim nasıl olmadıysa istemediğim şeyler de öylece oluveriyordu o dönem. Tahmin edebileceğiniz üzere tabi ki tercih sonucumda kazandığım okul olarak şu yazıyordu: ….. Sosyal Bilimler Lisesi. Hayatım boyunca hiçbir şey için bu kadar ağlamamıştım. O kadar istemiyordum ki hazırlık okumak , okulun hiçbir artısını görmez oldum. Benim için o okul sadece 5 sene olmasıyla vardı o zamanlar.
Daha sonra okulun oryantasyon günü geldi çattı, hayatım boyunca hiç böyle asık suratla gezmemiştim ve o an 5 senemi geçireceğim yerde en suratsız halimle geziyordum. Okul müdürümüz öğrencileri ve velileri konferans salonuna aldığında ise o okulu deli gibi istememe sebep olacak iki şeyden birini söyledi: “Şimdi sizleri İspanyolca öğretmenimizle….”. Bu cümlenin devamını “ispanyolca” kelimesinden itibaren hatırlamıyorum. Daha sonra da müdürümüz bu okuldan sonra hangi bölümlere yerleşebileceğimizi tanıtıyordu ki bi anda hukuk diyiverdi. İşte İspanyolca ve hukuk bu okulu deli gibi istediğim iki şeydi. İspanyolca ve hukuku duyduktan sonra direk aileme döndüm ve bu okulda kalmak istediğimi dile getirdim. Bir yandan da aklımda şu düşünce vardı:
“Küçüklükten beri istediğim (araya cerrahlık girse de) hukuk ve o özendiğim hayat ayaklarımın altında. Her ne kadar fen lisesi istesem de sosyal bilimleri kazandım. Başka okula gitseydim Almanca öğrenecektim fakat şu an burada en çok istediğim dili öğrenebileceğim, sanırım benim kaderim burasıymış, hukuka bir adım daha yaklaşmakmış ve en çok istediğim dili öğrenmekmiş. Başlarda çok ağlasam da hayatımdaki diğer tüm gülücükleri kazanmak için ağlamışım. Sanırım burası hayallerime daha da yakın olmak için hayatımın dönüm noktası, iyi ki bu okulu kazanmışım.”
İşte benim kendimce hayatımın dönüm noktası dediğim ve hayallerimi yaşadığım o hikaye. Umarım siz de hayallerinize bir gün ulaşırsınız asla vazgeçmeyin ve ümitsizliğe kapılmayın, kim bilir belki de o anda olduğunuz yer hayatınızın dönüm noktasıdır. Yazımı anneme kocaman bir teşekkür ile bitirmek istiyorum. Sonuçta bütün bu hikayemin başlangıcı annemin ufacık bir ısrarıydı. Hayallerimi oluşturacak şeyle beni tanıştırdığın için seni çok seviyorum anneciğim, çok teşekkür ederim.
İlkin Ateş