02.07.1888
Sevgili Amelia,
Uzun süredir aklımı kurcalayan bir soru var. Bunun cevabını verebilir misin bilmiyorum. Ben henüz bir cevap bulamadığımı sanıyorum – fakat belki de bulmuşumdur! Çünkü bazen, cevabın baktığımız seçeneklerde bulunmadığını düşünüyorum. Ya da bir ihtimal var ki, gerçekten anlamsız bir şeydir bu yaptığımız:
Biliyorsun, karşımızdaki insana birçok şey söyleyebiliriz. Bir süredir hastaysa nasıl olduğunu, üzgünse neden öyle hissettiğini sorabiliriz. Bu insan sevdiğimiz biriyse eğer, ona verdiğimiz değer ve bizde taşıdığı önem yüzünden sorarız bunları, değil mi? Bu tarz sorular zaten bunu gösteriyorsa, karşımızdaki kişiye ona değer verdiğimizi açıkça söylemek neden bu kadar zor? İşte cevabını bulamadığım soru budur. İnsanlar neden karşısındaki kişiyi sevdiğini, ona değer verdiğini söylemekte bu kadar sıkıntı çekiyor? Sorumla karşı karşıya geldiğinde duraksadığını farz ediyorum. Muhtemelen ‘’Hiç de bile! Ben sevdiğime bunu söyleyebilirim.’’ diyorsun. Haklısın da. Annene, teyzene, kız kardeşine ve bana bunu söyleyebilirsin. Çünkü hepimiz bunu zaten bilen ve bu sevgiyle ayakta kalan aciz insanlarız. Fakat soylu bir beyefendiye hayranlık duyuyor olsaydın, itiraf et, bunu ona söyleyemezdin. Oysa sevginin, değer vermenin ne kabahati var, değil mi? İnsan, karşısında kim olursa olsun bu güzel lafları söyleyebilmeli ona. Sevgi bir itiraf sayılmamalı; ayıp ya da çekinilecek bir şey olmamalı! Fakat gel gör ki ben bile çekinirim sevgiden. Keşke böyle olmasaydı ve istediğim herkese onları sevdiğimi söylemem garip kaçmasaydı; kimi zaman tehlikeli olmasaydı.
Öte yandan sevildiğini duymak da garip gelir insana. Bazen düşünüyorum: Ortada övgü gerektirecek hiçbir durum ya da tatsız bir olay olmadığı halde sevgili annemin uzun zamandır görüşmediğim dostlarından biri gelip bana beni çok sevdiğini ve bana sonsuz değer verdiğini söylese bunu ben de tuhaf karşılarım. Ama şimdiye kadar bunun nedenini hiç düşünmemiştim! Ve bir neden de bulamıyorum açıkçası. Birinin beni sevdiğini duymak bana neden tuhaf hissettirsin? Ya da ben birine onu sevdiğimi söylerken neden çekineyim?
Aklıma en çok yatan cevap bunun karşıdaki insanla ilgili olduğuydu. Resmi davranışlara sahip birinden, bir soyludan ya da hayranlık duyduğun birinden çekinirsin. Onlardan çekinme sebebin ise onları pek de tanımıyor oluşundur. Ne tepki vereceklerini bilmezsin; seni tersleyeceklerini düşünürsün. Terslerler de! İnan bana, pek çok kez terslendim. Fakat sevildiğini duymak bir insanı neden sinirlendirir ki? Sanırım üst sınıfın bir olayı bu. Oysa ben sevildiğimi bir saniyeliğine hissetmek için her şeyimi veririm!
Pekala, soylulardan çekindiğimizi idrak ettiğimizi varsayıyorum. Peki bizi zaten seven insanlardan niye çekiniriz? Bu insanlar herkes olabilir: ailemizden biri, dostumuz ya da sevgilimiz. Mesela, sana sürekli seni sevdiğimi söylesem neden bir şeylerin ters gittiğini düşünürsün? Oysa seni sevdiğimi zaten biliyorsun, Amelia. Bu senin için yeni bir şey değil. Ve söylüyorum işte: Seni ve seninle ilgili her şeyi seviyorum! Ama bunu söylemek için neden üst satırlarda yazdığım bütün o açıklamalara ihtiyaç duyuyorum? Peki sen… Bu mektuba yalnızca iki kelime, seni seviyorum, yazsaydım intihar etmek üzere olduğumu düşünür müydün?
Ne düşündüğünü tahmin edebiliyorum. Bazı sevgilerin huzuru bozabileceğini, ‘’uygunsuz’’ olduğunu hesaba katmamı istiyorsun. Aşık olduğu kadının nişanlı olduğunu öğrenen adam, hislerini açıkladığı vakit hiç de iyi şeyler olmaz, değil mi? Lotte’yi seven zavallı Werther gibi… Fakat benim bahsettiğim şey tamamen cümlelerin kendileriyle yaşadığımız sorunlarla alakalı. Anlamsız bulduğum olay, insan birini önemsediğini her daim gösterebilirken bunu cümleye dökemiyor oluşu. Ve sanırım bu asla düzelmeyecek. Ancak kitaplarda bulabileceğiz güzel cümleleri; sevdiklerinde bunu açıkça söyleyen insanları okuyacağız ve bize söylemişler gibi iç çekeceğiz. Ve bunları yaparken çekinmeye devam edeceğiz sevgiden. Fakat bütün samimiyetimle yazdığım bu kelimelerin beni tetiklemesiyle seni sevdiğimi söylemekten çekinmeyeceğim. Zaten biliyorsun bunu! Yine de, pek çok kez söylemiş olsam da, yine söyleyeceğim:
Öncelikle, kimse bana benim onlara verdiğim kadar değer vermeyecek gibi hissederken bana ihtiyacım olan değeri vermiş olduğun için sana teşekkür ederim. Yanımda olmasan bile, yazdığın cümleleri kulağıma fısıldıyormuşsun gibi algılıyor, sana yazarken odamın her köşesinde varlığını hissediyorum. Bu yüzden seni seviyorum! Hayatımdaki eksiklerin hiçbirine ihtiyacım yokmuş gibi hissettirmeni ve bıraktığın her izin güneş gibi parlamasını seviyorum. Hatırlattığın iyi ve kötü anıların hepsini seviyorum. Sana verdiğim değerin farkında olduğunu biliyorum – ve bunu da seviyorum! Çünkü senden başka hiç kimse beni ve onlara verdiğim değeri fark etmemişti.
Keşke bunları sana sevgiyle ilgili düşündüğüm şeyleri açıklamadan önce söylemiş olsaydım. O zaman daha çok anlam ifade ederdi belki. Yine de güzel yüzünde bir gülümseme oluşturabildiğimi umuyor ve öyle hayal ediyorum.
Sevgiler,
Alan.