Element Bükücüler

Bildiğiniz üzere doğada dört element vardır.

Ateş,hava,su ve toprak.

Toprak hariç olmak üzere ve kulaktan kulağa aktarılanlara göre,yüzyıllar boyunca diğer üç elementlerin birine bile olsa hükmedebilenler varmışBu kişilere anlayabileceğiniz üzere ‘Seçilmiş’ derlermiş.Bu grubun hizmetkarları bütün dünyayı karış karış gezer ve seçilmiş birisini ararlarmış.Bulduklarında ise gerekirse zorla,onu kendi bölgelerine götürürlermiş.O kişiyi olabilecek en iyi şekilde eğitir ve ortaya mükemmel bir asker çıkarırlarmış.

Her şey çok güzel giderken,kendilerinden daha farklı ve güçlü insanları kabul edemeyen kişiler ortaya çıkmış ve onları öldürmeye başlamıştı.Kendilerine ‘Sıradanlar’ diyorlardı.Seçilmişleri öldürmeleri sonucu yaşlı ve bilge olanlar bir şekilde saklanıyorlar.Fakat aynısı gücünün farkında olmayanlar için geçerli değil.

Bunu okuyan seçilmişlerin görevi;Sıradanlardan kaçın ve sizin gibi olanlarla birlik olun.

Bu paragrafları okumamın sebebini anlamışsınızdır sanırım.Benim gücüm biraz karışık aslında.Doğuştan pirokinezi yeteneğine sahiptim.Annem henüz bir yaşımda bile değilken ocağı rahatça söndürebildiğimi söylerdi.Beş ya da altı yaşlarıma geldiğimde sinirlenince insanlara çok hızlı bir hava dalgası çarpıp anlık nefessiz bırakıyormuşum.Yani birden fazla gücüm var ve bu üç asırdır görülmeyen bir durum.Bu yüzden çok değerliyim.Ama büyüdükçe ailem tarafından güçlerimi saklamam için eğitildim ve uyarıldım.

Şuanda yirmi yaşındayım ve ailem yok.Bir sıradan ben saklanırken onları öldürdü.Onlarsa son nefeslerine kadar beni korudular.Çünkü o adam aslında benim peşimdeydi.Artık benden haberdarlardı.Peruk ve lens takmak istemiştim ama vücudum bir anda ölümcül derecede ısınıp ikisini de yok ediyordu.Bende paramı boşa harcamaktan vazgeçmiş ve güçlerimi kullanmamaya çalışarak gizleniyordum.

Yine bir akşam çalıştığım kafeden çıkıp evime doğru yürürken birisi ağzımı ve burnumu kapatarak kenara çekti aniden.Nefessiz kalmaya başlayınca refleks olarak vücut ısımı yükselttim ve arkamdaki beden acıyla inleyerek geri çekildi.Arkamı dönmemle benim yaşlarımda bir erkekle karşılaştım.Sinirle bağırmaya başladım.

“Senin sorunun ne?!”

“Asıl senin sorunun ne?Birini yakmakta ne demek?”

“Birincisi,beni neredeyse bayıltacak olan sendin.İkincisi,seni yakmadım kafandan uydurma.”

Yüzünü ekşitti ve bana kızarmış ellerini gösterdi.”Yakmamış halin buysa,yakmış halini düşünemiyorum doğrusu.”Bir anda kulağıma eğildi ve konuştu.”Senin seçilmişlerden olduğunu biliyordum zaten,emin olmamı sağladığın için teşekkürler.”Gözlerim istemsizce büyüdü.”Sıradanlardan mısın yoksa?”

Tek kaşını kaldırarak konuştu.”Eğer öyle olsaydım şuan başınla bedenin iki aynı parça olurdu.Bu sorundan da anlıyoruz ki;seçilmişler her zaman zeki olmuyormuş.”Omuzlarından ittirdim.”Ben gayet zekiyim ama senin bunu tartışabilecek seviyeye sahip olduğunu sanmıyorum doğrusu.Her neyse,neden yolumu kestin?”

Gözlerini devirdi.”Bende senin gibiyim Isabella,istersen anlaşmazlığa son verip birlik olalım.”Düşününce yanımda benim gibi birinin yanımda olması,üstelik fiziksel olarak daha güçlü,kulağa fena bir fikir gibi gelmiyor.

“Bana uyar,ama önce ismini bilmeliyim değil mi?”Elini uzattı.”Victor.Tanıştığıma memnun oldum.”

Elini sıktım.”Sen benimkini biliyorsun zaten.Isabella.Bende tanıştığıma memnun oldum.”

Ciddi bir yüz ifadesi takınarak konuşmaya başladı.”Isabella,fazla zamanım daha doğrusu zamanımız yok.Olayı sana özetleyecek olursam;sen ve aileni biliyorum.Senin özelliğini ailem sayesinde küçüklüğümden beri biliyordum,senin gibi olduğum için seni hissedebiliyordum.Ailemin kehanetleri de yardımcı oldu tabii.Aslında seni önce benim bulmam tamamen şanstı.Sıradanlar seni biliyorlar ve silahları daha gelişmiş.Seni bulmaları ve öldürmeleri an meselesi.Gizlenmeliyiz.”

Başımı hafifçe yana yatırdım.”Peki senin gücün ne?”Sırayla iki parmağını kaldırdı.”Aerokinezi ve hidrokinezi.”Bunları söyledikten sonra tekrar ciddi haline döndü ve etrafına bakış attı.”Gitmeliyiz,peşimizdeler.”Kolumu tutarak beni sürüklemeye başladı.

“Ne yani,seninde mi farkındalar?”Adımlarımı ona uydurmaya çalışarak sordum.”Seni bulup,beni bulamayacaklarını mı sandın?”Bana bunları derken bir yandan da sokaktan çıkmış kalabalığın arasına karışmıştık.İnsanların arasında kaybolmuşken silah sesi duymamla irkildim.Victor’sa mırıldandı.”Kahretsin!”

Herkes sağa sola kaçışırken Victor tarafından bu sefer çıkmaz sokakta buldum kendimi.Adım sesleri duymamızla Victor sesli nefes almamdan korktuğu için herhalde,neyse ki,bu sefer sadece ağzımı kapattı.Adımların uzaklaşmasıyla rahat bir nefes aldı ve elini ağzımdan çekti.Yavaşça adımlarımızı sokağın çıkışına yönelttik.Victor tam sokağın dışına adım atmıştı ki,birden iki adamla karşılaştık.Sıradanlar.

Ellerindeki tuhaf aletle bize yaklaşıyorlardı.Bana yaklaşanı fark ettiğimde hemen ateşten bir tekme savurdum.Ayağımı tutmasına izin vermeden kaçtım ve havayla güçlendirdiğim yumruğumu yüzüne geçirdim ama yüzündeki maske yüzünden sadece elim acımıştı.Bir süre daha böyle dövüşe devam ettikten sonra Victor’a baktığımda onda da durum aynıydı.Çok güçlüydüler.O an cidden çok az eğitim aldığım gerçeğiyle yüzleştim ve tam hamle yapacakken gelen üçüncü kişi dikkatimi üstüne çekti.Dikkatimin dağılmasnı fırsat bilen Sıradan boynuma hızlı bir şekilde vurdu.Sonrasında gözlerim kararıp yere düşerken başka bir bedenin daha yere düştüğünü duydum.

Victor.

Gözlerimi açtığımda bir sandalyeye oturtulduğumu fark etmiştim.Ellerim ve ayaklarım arkadan bir çeşit engelleyici materyal içeren kelepçelerle bağlıydı.Etrafıma Victor’ı görmek adına bakındım ve karşımdaki sandalyede oturduğunu gördüm.Kafası öne eğikti.Yavaşça ona seslendiğimde kafasını kaldırıp bana baktı.Uyanıktı.İkimizde zarar görmemiştik.Bunun üzerine derin bir nefes alıp kelepçeleri veya sandalyeyi kırmaya çalıştım.Ben en azından ikisinden birini kırmaya çabalarken konuştu.

“İşe yaramaz Isabella.Yarım saat boyunca bende denedim ama kırılmadılar.”

“Sence sebebi ne?”

“Materyaller çok sağlam ve biz yeterince güçlü değiliz.Ya da…”

Onun sözünü tamamladım.”Henüz limitlerimizi zorlamamışızdır.”Başıyla beni onaylarken.İçeri diğerlerinden farklı bir maskeye sahip bir adam girdi.Herkesi odadan kovarken adamın özellikle bana baktığını hissettim.Herkes çıktıktan sonra yanıma geldi ve eliyle sandalyemi hafifçe geriye yatırdı.Ben ne olduğunu anlamaya çalışırken,yavaşça maskesini çıkardı.Gözlerim sinirle büyüdü.

“Sen O’sun!Ailemi öldüren adam sendin!Değil mi?!”

Adam başını hafifçe yana yatırdı.”Sandığımdan daha akıllıymışsın Bella.O gün senin yakında bir yerde saklandığını ve bütün olanları gördüğünü biliyordum zaten.”Elindeki bıçağıyla yüzümü okşayınca Victor bıçaktaki parlamayı gördü ve sandalyesinde öne eğilmeye çalıştı fakat başarısız oldu.

“Sakın bana öyle seslenme!”Sinirle bağımamın üzerine adam güldü ve bıçağı yüzümden çekti.”En son dert edeceğin şey bu olacak merak etme.”Elindeki bıçakla beraber Victor’ın arkasına geçti.Anlamadığım bir şekilde Victor’ın siniri arttı ve sandalyeden kurtulmak için daha çok çabalamaya başladı.”Biliyor musun?Benim asıl hedefim tek başına kalıp biz Sıradanlar’ın sizin askerlerinizin ailelerini öldürdüğü çocukların yaşadığı çaresizliği,acıyı yaşamandı.Aslında,hedefime hâlâ ulaşabilirim.”

“Ne demek istiyor-“

Ben sözümü bitiremeden bıçağı Victor’ın karnına sapladı ve Victor’ın kafası yavaşça aşağıya düştü.Bense dolu gözlerimle kalakalmış bir biçimde olayı seyrediyordum.Adam yüzüme baktı ve kahkaha atmaya başladı.Bense umutla hareket etmesi adına Victor’a bakıyordum.

Hareket etmedi.

Üzüntüm öfkeye dönüştü ve içimdeki ısının sanki bütün vücudumu dolduran bir alev olduğunu düşündüm.Gözlerimin koyulaştığını hissettim.Ve belli etmemek adına başımı eğik tuttum.Kahkahalarına devam ederek yanıma geldi ve zorla kafamı kaldırdı.Sinirli bir biçimde gülümsedim ve gözlerinin gerisindeki korkuyu gördüm.Göz temasını kesmeden vücut ısımla kelepçeleri erittim.Ayağa kalkınca adam geri çekildi.

“Bunu yapabilmen imkansız!”

Yüzümdeki ifadeyi bozmadan konuştum.”Hayır,sadece sınırlarımı zorlamam yetti.”Ve sözümü bitirdiğim gibi adamın üzerine saldırdım hava ile ateşi birleştiriyor ve ona gönderiyordum.Vücudumun ani güç yükselişi yüzünden gönderdiğim hava dalgaları duvarları yıkıyordu.Alevlerim kıyafetlerinin çoğunu erittiği için daha rahat bir şekilde saldırıyordum.

Dövüş bitmişti.Ama bende bitmiştim.Kazanmıştım ve şuan tek kalan kişi o katildi.Onu dizlerinin üstüne çöktürmüştüm.Gücümü tükettiğim için ayakta durmakta zorlansamda belli etmeyerek ona yaklaştım.İlk konuşan oldu.

“Beni öldürecek misin?Sen de o cesaret var mı ki?”

Gülümsedim.”Elimi kana bulamamın tek sebebi,sizin daha fazla kan dökmenizi önlemek.Kısasa kısas.”

“Hoşçakal.”Bunları dedikten sonra korumasız olduğu için karnına ateş topu gönderdim ve ölümünü seyrettim.

Aklıma Victor’ın gelmesiyle en azından bedeninin halini görmek için zorlukla yanına gittim ve adamın cesedinden aldığım anahtarla önce kilitleri açtım ve karnına bakmak için eğildim ve bıçağı çektim.Sanki bir sızlanma duymuştum.Umursamayarak benden ağır olmasına rağmen bir kolunu omzuma almaya çalışırken bir kol beni durdurdu.Kafamı kaldırıp baktığımda bana yüzünü ekşiterek bakan Victor’u gördüm.

Şaşkınlıkla ona bakarken bilmişçe gülümsedi.”Gerçekten ben öldüm mü sandın?Sanırım senin kitabın eksik.Bizim gibi iki element gücüne sahip olanlar fiziksel yara aldıklarında çok daha hızlı bir şekilde iyileşme yeteneğine de sahiptirler.”

“A-ama sen hareket etmiyordun?”

Yavaşça ayağa kalktı.”Karnımdaki bıçak yaranın kapanmasını engelledi ve sürekli baştan iyileşmeye çalıştım.Sen bıçağı çekince yara kapandı.Bak!”Gerçekten karnında sadece kan lekesi vardı.

Sonunda dayanamayıp dengemi kaybettiğimde Victor beni yere düşmeden kucağına aldı.

Kucağından yere inmeye çalıştım ama aksine daha sıkı tutunca en sonunda pes ettim.”Ne yapıyorsun sen acaba?Ben yürüyebilirim.”

Cesetlerin üstünden geçerken bana bakmadan konuştu.”Güç patlamana şahit oldum Isabella.Yanımda nasıl zar zor ayakta durduğuna da.Seni yürütmem sence mantıklı mı?Sen sadece uyu tamam mı?”

“Sorumu sormadan,hayır.”Bana bakarak tek kaşını kaldırdı.”Neymiş o?”

“Ekip dağılmadı değil mi?”Başını iki yana salladı.

“Hayır,sadece daha çok çalışmamız gerektiğini öğrendik.Başka soru?”

Düşünür gibi yaptım.”Yok.”

“Isabella,gerçekten dinlenmen gerek.Ben vardığımızda seni kaldıracağım tamam mı?”

“Pekala.”

Bunu dedikten sonra gözlerimi kapattım ve bilincimin yavaşça kapanmasına izin verdim.

SON

Yorum bırakın