Ayna

Ben deli değildim.Akli dengem gayet yerindeydi.Bunu kimseye kanıtlayamıyordum ama zihnimde bir problem olmadığını gayet iyi olmadığını biliyordum.Bütün bunlar bir ayna ile konuşurken görülmem sonucu ortaya çıkmıştı.Ardından mahalleye yayılmıştı ve artık bütün mahalle benim birkaç tahtamın eksik olduğunu düşünüyordu.Tabii,bu bir kere değil birkaç kez yaşanınca gerçekleşmişti.

Aslında onu ilk başlarda ne zaman istersem o zaman çağırıyordum ve ancak ben çağırdığım zaman gelebiliyordu fakat son bir yıldır her kafasına estiğinde-genellikle-odamdaki boy aynamda ortaya çıkıyordu.Aslında her aynada ortaya çıkabiliyordu fakat sadece benim evimde.Dışarıda ise onu çağırmam gerekiyordu.Doğrusunu isterseniz bu durumdan pek de şikayetçi değildim ve insanların bana ne dediği önemli değildi.Tek sorun bana sormadan bütün aynalarımda belirmesiydi.

İlk tanıştığımızda oldukça küçüktüm.Doğru hatırlıyorsam üçüncü sınıftaydım.Annem dokuz yaşıma bastığım gün bana bir kolye armağan etmişti ve anlam veremediğim birkaç sözcüğün yazdığı bir kağıt parçası vermişti.Boynuma kolyeyi taktıktan sonra bana boy aynamın önüne gitmemi ve bu sözleri söylememi istemişti.Bana dediğine göre asıl sürpriz buydu.Bende bu sözün heyecanıyla odama koşup aynamın önüne geçmiştim.Sözleri söyledikten sonra beklemeye başlamıştım.Önce yansımam yok olmuştu,bende sürprizin bu olduğunu sanıp yüzümü asmıştım.Beklentimi yüksek tutmuştum herhalde.Adım sesleri gelmesiyle kapıya doğru bakmış fakat bir şey görememiştim.

Yüzümü tekrar aynaya döndüğümde bir delikanlının bana bakmasıyla yerimde donup kalmıştım.Bana şaşkın gözlerle bakmıştı.Elimi yavaşça aynaya götürmemle o da elini aynı yere götürmüş ve ayna üzerinden ellerimiz birleşmişti.İlk konuşan o olmuştu.

“Sen Nina değilsin,çünkü onun büyümesine şahit oldum.Öyleyse kızı mısın?”Heyecanla başımı sallamıştım.
“Vay be.Onun küçüklüğüne bakıyormuş gibi hissettim kendimi şuan.İsmin ne peki?”

Elimi yavaşça aynadan çekmiş ve gülümseyerek cevaplamıştım.”Benim adım Katherine.Ama herkes bana Kath diye seslenir.”

O da ellerini ceplerine sokmuş ve gülümsemişti.”İsmin çok güzel Katherine.”

“Teşekkür ederim.Ama ben senin adını hâlâ bilmiyorum.Peki ya senin adın ne?”

“Ben Dean.”O an bir şeyi çok merak etmiş ve ona sormuştum.”Sen annemi küçüklüğünden beri tanıyorsan daha yaşlı gözükmelisin bence.Nasıl bu kadar genç gözüküyorsun?”

Aynaya doğru yaklaşıp bana fısıldamıştı.”Sana bir sır vermemi ister misin?”Onayladığımda,yavaşça konuşmuştu.

“Aynanın bu tarafında olan kimse yaşlanmaz hep aynı yaşta kalır.”Ağzım açık kalmıştı.”Bu mükemmel bir şey!”

“Tabii,yanında bir arkadaşın yoksa çok sıkıcı bir olay.”demişti ve ben aklıma gelen fikirle konuşmuştum.”Öyleyse ben senin arkadaşın olurum.”

Böylece arkadaşlığımız başlamıştı.O günden beri ne yaşıyorsam ona anlatıyordum.Sanırm benim için konuşan bir günlük gibiydi o zamanlar.Beşinci sınıfta annemin bana söylediği şeyle Dean’ın yanına koşmuş ve hem heyecanla hem de ağlayarak ona anlatmıştım.Olay şuydu,ben ne zaman büyükannemlere yani annemin ailesine,Bulgaristan’a gitsem bana ‘Katerina’ diye sesleniyorlardı.Sebebini anneme sorduğumda annem onunla beraber bir kız kardeşinin doğduğunu,fakat doğumdan birkaç gün sonra öldüğünü söylemişti.Bu ölen kız kardeşin ismi de Katerina’ymış.Annem Amerika’da yaşadığımız için ismimi ‘Katherine’ koymuş fakat büyükannemler bana böyle seslenmeye devam etmiş.Büyükannemin anneme söylediğine göre ölen teyzemle çok benziyormuşuz.

Dean ilk başta ağladığımı görünce endişelenmiş daha sonra olayı anlatınca rahat bir nefes almıştı.Ve bana o günden sonra ‘Katerina’ demeye başlamıştı.

Bundan sonra ben liseyi bitirdikten sonra bile konuşmaya devam etmiştik.Üniversiteye başladığımda daha da yakınlaşmıştık ve bana beni sevdiğini söylemişti.Bense bunu yanıtsız bırakmıştım.Bir geleceğimiz olmayacaktı sonuçta.Üçüncü sınıfa geçtiğimde annemi kaybetmiştim.Benimle üzüntümü paylaşmıştı.Ve üniversiteye başladığımda onu özellikle çağırmam gerekmiyordu.Adını söylediğimde geliyordu.

Geçenlerde bağırarak kendi kendime insanlardan nefret ettiğimi söylemiştim ve Dean aynalarımda dolanırken bunu duymuştu.O günden beri beni yanına davet ediyordu.Aynanın diğer tarafına.Asla yaşlanmayacağım,her zaman yirmi dört yaşında kalacağım tarafına.Beni bu tarafa bağlayan tek şey olan annem de gitmişti.Arkamdan gittiğime üzülecek kimsede yoktu.Bende evde sürekli bunları düşünüyordum.

Kararımı ona açıklamak üzere aynamın önünde bulduğum gün,ciddi bir yüz ifadesiyle karşımda belirdi.”Kararını verdin mi?Umarım kararın netleşmiştir çünkü ben gidiyorum.”Bunu beklemiyordum.

“Nereye gidiyorsun?”

“Sizin tarafta olduğu gibi burada da bir dünya var ve ben gezmek istiyorum.Benimle gelmeyeceğini biliyorum,o yüzden sana veda etmek istedim.”

Demek ki artık istediğinde gelmeyebiliyordu.Bu düşünceyi bir kenara attım ve ona yaklaşarak konuştum.”Seninle gelmeyeceğimi nereden bilebilirsin ki?”

Kaşları havaya kalktı.”Gelecek misin peki?”Onaylar biçimde kafamı salladım.
“Bende sana verdiğim kararı söylemek için buraya geldim.Sana güveniyorum ve bu güveni kırmayacağını da biliyorum.O yüzden seninleyim.”dedim ve gülümsedim.

Yüzündeki ifade gülümsemeye dönüşmüştü.Ama hâlâ bir sorun vardı.Oraya nasıl geçecektim?

“Peki senin tarafına nasıl geçeceğim?”

“Orası kolay.Sadece gösterdiğim kağıttaki sözcükleri oku.”Okumam bittiği zaman bana elini uzattı ve benim de uzatmamla elim bir anda aynanın içinden geçti.Elimi sımsıkı tuttu ve içeri çekti.

Kendimi bulduğum yer oldukça güzel bir bahçeydi. Bana döndü.”Katerina,”Ona döndüm.

“Seni seviyorum.”

Bende ona ayak uydurdum.

“Bende seni seviyorum.”

Yorum bırakın