Ben Hilal-i Ahmer
Hüzmelerimi seyre daldı
Yeniden kalkmak umuduyla
Ayaklarından yoksun bir asker
Yüzünde en dokunaklı bakışıyla
Ellerini uzattı bana
Dökülen kanlarıyla
Yaşlı gözleriyle anlattı derdini
Kelimelere sığdıramadığı
Ben Hilal-i Ahmer
Çaresizliğe dem vuran bir gecede
Umuduyla keşfetti beni
Bir Anzaklı
Vücudunda süngü darbeleriyle
Alabildiği son nefesleriyle
Yalnız ve biçare
Bana doğru süzüldü
Ceset dolu bir gölde
Uzattı ellerini
Hatasıyla, hatırasıyla
Her parçasıyla
Ben Hilal-i Ahmer
Ağıt yaktı kızılıma Lefkoşa’nın dağları
Kolunda ölü çocuklarıyla
Bir Türk annesi, diz çöktü yamacıma ağlayıp
Uzattı matem ellerini
Kanla lekelenmiş pak hayallerinden
Ben Hilal-i Ahmer
Bir nacizane huzurdan uzak
Şu bakir çöllerde
Tek damla suya muhtaç
Bir çocuk uzattı ellerini
Umduğu son medetmişim gibi
Ben Hilal-i Ahmer
Yıkılan duvarların orkestrasında
Sağır olmuş bir ihtiyar baktı bana
Enkaz altından
Uzattı ellerini bana doğru
Dökebileceği son göz yaşlarıyla
Ve ben
Kucak açtım insanlığa
Uzattıkları ellerden kavrayıp
Çektim onları, gönlümdeki bahara
Acımasız zindalara hapsedilmişlere
Umut oldum son defa
Ben Hilal-i Ahmer
Benimle birlikte ışıdı
Ulu sancakta
Hilal ile ahter